Beslenmeyle ilgili faktörler ve tip 1 diyabet riski

Kaynaklar doğrulandı Güncelleme: 7 Eylül 2026 15 dakikalık okuma

Beslenmeyle ilgili faktörler; annenin beslenmesi, doğum ağırlığı, ek gıdaya geçiş zamanı, besinlerin niteliği ve çocuklukta alınan kalori yoluyla tip 1 diyabetin riskini ve ilerlemesini etkiler.

≈2×
çocuklukta fazla kilonun getirdiği risk
4–6 ay
ek gıdaya geçiş penceresi
%5–6
tip 1 diyabetli çocukta çölyak hastalığı

Gebelikte annenin beslenmesi çocukta tip 1 diyabet riskini etkiler mi?

Genel olarak annenin gebelik sırasındaki beslenmesinin, çocukta tip 1 diyabet riski üzerinde belirgin bir etkisi yok gibi görünüyor. Dolaylı olarak ise, annede yaşam biçimine (beslenme de buna dahildir) bağlı olarak ortaya çıkan düşük bir D vitamini düzeyi, tip 1 diyabet riskini artırabilir. Bu düzeyin desteklerle düzeltilmesi tip 1 diyabet riskini değiştirmez [1].

Olası açıklama, artmış riskin D vitaminindeki düşüşün kendisinden değil, onun düşük olma nedeninden kaynaklanmasıdır. Gebe kadının beslenmesinde gluten miktarı ya da omega-3 yağ asitleri alımı konusunda yapılan değişiklikler, çocukta tip 1 diyabet riskini belirgin biçimde değiştirmedi.

Yüksek doğum ağırlığı tip 1 diyabet riskini artırır mı?

Evet, yüksek doğum ağırlığı (4000 g üzerinde) tip 1 diyabet için biraz artmış bir riskle birliktedir. 4 kg üzerindeki doğum ağırlığı, tip 1 diyabet riskinde yaklaşık %10'luk bir artışla ilişkili bulunmuştur. Risk, eklenen her 500 g için doğrusal olarak %3 yükselir [2].

Yüksek doğum ağırlığı, büyük ölçüde bebeğin dolaşımındaki insülin fazlalığından kaynaklanır; bu da elde bulunan besin ögesi fazlalığına verilen bir yanıttır. En çok tartışılan varsayım, pankreasın beta hücrelerinin aşırı yüklenmesinin onları bağışıklık sistemi için daha görünür duruma getirmesi ve böylece doğumdan sonra otoimmünitenin tetiklenme riskini artırmasıdır. Şunu unutmamak gerekir: çocuğun yüksek doğum ağırlığı, diyabetli annenin gebelik sırasında iyi bir glisemik denetim sağlamasıyla değiştirilebilen bir etmendir [2].

Süt çocuğuna tahıl başlama zamanı tip 1 diyabet riski için önemli mi?

Evet, önemli. Hem çok erken (4 aydan önce) hem de çok geç (6–7 aydan sonra) başlamak çocukta tip 1 diyabet riskini artırıyor gibi görünüyor. Tahılların başlanması için en uygun aralık 4 ile 6 ay arasıdır; en iyisi çocuk henüz emzirilirken başlanmasıdır. Bu öneri, ek gıdaya geçiş için genel olarak önerilen zamanla örtüşür [3].

Başka bir deyişle yalnızca süt çocuğunun ne yediği değil, ne zaman yemeye başladığı da önemlidir. Çok erken başlamada, tahılların anne sütünün "korumasından" yoksun, olgunlaşmamış bir bağırsakla teması, bağışıklık sisteminin yanlış tepki verme riskini artırabilir [3].

Süt çocuğuna erken meyve ve kök sebze başlamak tip 1 diyabet riskini artırır mı?

Olanaklı, ama kanıtlar kesin değil. Meyvelerin ya da kök sebzelerin (havuç, patates, kereviz) 4 aydan önce başlanması bazı çalışmalarda daha yüksek bir otoimmünite riskiyle ilişkili bulundu. Etki kalıcı görünmüyor ve genellikle 3 yaşından sonra kayboluyor. Kalıcı olmayan otoimmünite tip 1 diyabet riskini artırmaz [4].

Olası açıklama, katı besinlerin çok erken başlanmasının yalnızca otoimmünitenin tetiklenme zamanını öne alması, uzun dönemli genel riski değiştirmemesidir. Öneri, ek gıdaya geçişin 4 ile 6 ay arasında, acele etmeden ve sağlıklı hiçbir besinden özellikle kaçınmadan başlamasıdır [4].

Yaşamın ilk yılında tüketilen şekerli içecekler tip 1 diyabetin başlangıç yaşını etkiler mi?

Evet, başlangıcı öne alabilirler, ama hastalığın nedeni değildirler. Şekerle tatlandırılmış içecekler, her şeker kaynağı gibi, tip 1 diyabete özgü otoimmüniteyi başlatmaktan sorumlu görünmüyor. Otoimmünite bir kez başladıktan sonra ise şeker tüketimi klinik hastalığın ortaya çıkışını (3. evreye ilerlemeyi) öne alabilir. Etki, genetik riski yüksek çocuklarda daha güçlüdür [5].

Tip 1 diyabete özgü otoimmünitesi olan hastalarda şeker, pankreası daha fazla insülin üretmeye zorlar. Bu aşırı yüklenme beta hücrelerini strese sokar ve onları bağışıklık sistemi için "daha görünür" kılar; sistem de onlara daha çabuk saldırır. Genetik riskten bağımsız olarak, yaşamın ilk yılında şekerli içeceklerden kaçınılması ve sonrasında da sınırlanması önerilir [5].

İnek sütü proteinleri tip 1 diyabetin tetiklenmesinde ne rol oynar?

İnek sütü proteinlerinin tip 1 diyabeti tetiklediği varsayımı, hastalığın beslenmeyle önlenmesine yönelik büyük bir çalışmada sınandı ve doğrulanmadı. İnek sütünün hidrolize proteinli bir mamayla (bebek süt tozu) değiştirilmesi tip 1 diyabet riskini azaltmadı [6].

İnek sütünün daha geç başlanması (2–3 aylıktan sonra), uzun süreli emzirme gibi, koruyucu bir etkiye sahip görünüyor. Tip 1 diyabeti önlemek amacıyla inek sütü proteinlerinden kaçınmanın bir anlamı yok: yoğun hidrolize mamalar tam bunun için sınandı ve riski azaltmadı. Olabildiğince uzun emzirmek ve inek sütünün başlanmasını ertelemek, süt çocuğu beslenmesi için iyi öneriler olmayı sürdürür; ancak bunların tip 1 diyabet riski üzerindeki etkisi en fazla küçüktür [6].

Süt çocuğunun hızlı kilo alması tip 1 diyabetin başlangıcını hızlandırır mı?

Evet. Ortalamadan daha hızlı kilo alan çocuklarda hem otoimmünite hem de klinik diyabete ilerleme riski daha yüksektir. Erken çocuklukta (2–10 yaş) fazla kilo, tip 1 diyabet geliştirme riskini iki katına çıkarabilir [7].

Açıklama "hızlandırıcı varsayımı" olarak bilinir. Fazla kilo, pankreası (tüm vücut için) daha çok insülin üretmeye zorlar; bu da beta hücrelerini aşırı yükler ve bağışıklık sisteminin onları tanıyıp yıkmasını öne alır. Yaşamın ilk yıllarında sağlıklı bir kiloyu korumak, bu durumda yararlı olduğu gösterilmiş az sayıdaki değiştirilebilir etmenden biridir [7].

Çocuklukta aşırı kalori alımı tip 1 diyabet riskini artırır mı?

Toplam kalori sayısı, otoimmünitenin tetiklenmesi için doğrudan önemli görünmüyor. Ancak tip 1 diyabete özgü antikorlar ortaya çıktıktan sonra giderek daha önemli duruma geliyor. Genel olarak kalorilerin miktarından çok niteliği önemlidir [8].

Dolaylı olarak ise kalori fazlalığı önemlidir, çünkü buna denk bir tüketim olmadığında kilo artışına yol açar. Hızlı kilo alımı klinik diyabete (3. evreye) ilerlemeyi hızlandırır. Sonuçlar zinciri, tükettiğinizden fazla kaloriyle başlar; bu kilo artışına, o da insülin direncine yol açar. İnsülin gereksinimi artar, beta hücreleri aşırı yüklenir ve büyük olasılıkla başka bir şeyle başlamış olan otoimmün yıkımları hızlanır [8].

Yüksek glisemik indeksli besinler tip 1 diyabet riskini artırabilir mi?

Evet, ama özellikle otoantikorları zaten olan çocuklar için. Yüksek glisemik indeksli besinler (beyaz ekmek, beyaz pirinç, kızarmış patates, tatlılar, meyve suları) otoimmüniteyi tetikliyor görünmüyor; ancak otoimmüniteden klinik diyabete (3. evreye) geçişi belirgin biçimde hızlandırıyor [9].

Yüksek glisemik indeksli besinler yemekten sonra daha büyük kan şekeri doruklarına yol açar; buna karşılık pankreasın daha fazla insülinle yanıt vermesi gerekir. Beta hücreleri üzerindeki bu yinelenen baskı, saldırı başka bir nedenle başlamış olsa bile onları bağışıklık saldırısına karşı daha kırılgan kılar. Düşük glisemik indeksli besinlerin (baklagiller, tam tahıllar, meyve suyu yerine bütün meyveler) seçilmesi basit ve ulaşılabilir bir önleme stratejisidir [9].

Şeker alımı tip 1 diyabete ilerlemede rol oynar mı?

Evet. Otoantikorları zaten olan çocuklarda yüksek şeker alımı, klinik diyabet geliştirme riskini belirgin biçimde artırır [5].

Şunu unutmamak gerekir: şeker otoimmüniteyi başlatmaz, ama başladıktan sonra hızlandırır. Kısacası şeker tip 1 diyabeti "vermez", ama süreç zaten başlamışsa ortaya çıkışını öne alır. Eklenmiş şekerin sınırlanması, yalnızca tip 1 diyabet riski taşıyanlara değil, bütün çocuklara önerilir [5].

Gluten tüketimi tip 1 diyabet riskini artırır mı?

Hayır. Tip 1 diyabet ile çölyak hastalığı ortak genetik etmenler paylaşsa da glutenden kaçınmak diyabeti önlemez. Tek uyarı, süt çocuğuna tahılların yaşamın 4-6. ayları arasındaki en uygun pencerede, en iyisi çocuk emzirilmeyi sürdürürken başlanmasıdır [10].

Yine de tip 1 diyabetli çocuklarda çölyak hastalığı sıklığı %5–6'dır (genel toplumdaki %1'e karşılık). Bu durum, tip 1 diyabetli bütün çocuklarda çölyak hastalığı için düzenli taramayı gerekli kılar. Tip 1 diyabeti önlemek amacıyla glutenden kaçınmaya yönelik güncel bir öneri yoktur. Glutensiz beslenme yalnızca çölyak hastalığı tanısı konursa gereklidir [10].

Omega-3 yağ asitleri tip 1 diyabet riskini etkiler mi?

Büyük olasılıkla evet, ama yalnızca otoimmünitenin tetiklenme aşamasında ve özellikle deniz kaynaklı biçimleriyle. Omega-3 yağ asidi alımı daha yüksek olan çocuklarda otoantikor geliştirme riski belirgin biçimde daha düşük görünüyor. Bu asitlerin kaynakları yağlı balık, balık yağı ve morina karaciğeri yağıdır. Koruyucu mekanizma büyük olasılıkla genel iltihabın azalmasını ve bağışıklık yanıtının dengelenmesini içerir [11].

Omega-3 yağ asitlerinin koruyucu etkisi ne olursa olsun, otoimmünite ortaya çıktıktan sonra tümüyle kaybolur. Otoimmünite bir kez başladıktan sonra omega-3 yağ asitleri klinik diyabete ilerlemeyi yavaşlatamaz. Yağlı balığın (somon, sardalya, uskumru) çocukların beslenmesine düzenli olarak katılması yine de iyi bir düşüncedir [11].

Lif açısından zengin beslenmenin tip 1 diyabet riski üzerindeki etkisi nedir?

Liflerin, bağırsaktaki bakteriler aracılığıyla dolaylı olumlu bir etkisi olabilir. Lifler kalın bağırsağa ulaştığında yararlı bakteriler onları mayalar ve iltihap önleyici etkileri olan, bağışıklık sistemini düzenleyen kısa zincirli yağ asitleri (asetat ve bütirat) üretir [12].

Sağlıklı çocukların mikrobiyomu (bağırsaktaki bakteri toplulukları), tip 1 diyabet geliştiren çocuklarınkine göre bu yağ asitlerini üretebilen daha fazla bakteri içerir. Yine de yalnızca lif alımını artırmak, elverişli bir mikrobiyomun güvencesi değildir. Lifler, bakteriler ve bağışıklık arasındaki ilişki karmaşıktır. Bütün hastalara yeterli lif alımı önerilir, ancak özel olarak tip 1 diyabeti önlemek için değil [12].

Beslenmedeki doymuş yağlar tip 1 diyabet riskini etkiler mi?

Kanıtlar karışık ve kimi zaman şaşırtıcıdır. Bazı çalışmalar, beslenmeyle alınan ölçülü miktarda doymuş yağın tip 1 diyabete karşı koruyucu bile olabileceğini düşündürüyor. Buna karşılık kandaki yüksek doymuş yağ düzeyi artmış riskle birliktedir [13].

Açıklama, kandaki doymuş yağların yediklerinizden çok vücudun kendi üretimini yansıtmasıdır. Bu nedenle kandaki yüksek düzeyleri, doğrudan beslenmenin bir sonucu olmaktan çok uygunsuz bir metabolizmanın işareti olabilir. Bugün doymuş yağların sınırlanması kalp-damar hastalıklarının önlenmesi için önerilir, ancak özel olarak tip 1 diyabet için değil [13].

Besinlerdeki nitrat ve nitritler tip 1 diyabet riskini etkileyebilir mi?

Olanaklı. Bazı çalışmalar, içme suyunda nitrat bulunan bölgelerde tip 1 diyabet insidansının daha yüksek olduğunu buldu. Diyabetli çocuklarda besinlerden (şarküteri ürünleri, işlenmiş et) alınan nitrit tüketimi ortalama olarak daha fazlaydı [14].

Biyolojik akla yatkınlık vardır. Laboratuvarda farelerde diyabet oluşturmak için kullanılan bileşik olan streptozotosin, işlenmiş ettekilere benzer bir N-nitrozo bileşiğidir. Yine de insanlarda yapılan çalışmalar kesin bir sonuç için henüz yeterli değildir. İşlenmiş et tüketiminin sınırlanması genel bir sağlık önerisi olmayı sürdürür [14].

İşlenmiş besinler tip 1 diyabet riskini artırır mı?

Büyük olasılıkla evet, ama insanlarda doğrudan kanıtlar sınırlıdır. Hayvan çalışmaları (insanlarda değil), besin emülgatörlerinin (işlenmiş ürünlerde suyla yağı birleştiren katkı maddeleri) ve yüksek sıcaklıklarda oluşan ürünlerin (kızartma, yanmış ızgara) tip 1 diyabet riskini artırdığını düşündürüyor [15].

Varsayılan mekanizmalar arasında bağırsak bakterilerinin değişmesi, bağırsak geçirgenliğinin artması ("geçirgen bağırsak sendromu"), sistemik iltihap ve beta hücrelerinin aşırı yüklenmesi yer alır. Olabildiğince az işlenmiş besinlere dayanan bir beslenme, yalnızca diyabetin önlenmesi için değil, genel sağlık için de önerilir. Kızartma ya da ızgara yerine ölçülü sıcaklıklarda pişirmeyi (haşlama, buharda pişirme, orta sıcaklıkta fırın) yeğleyin [15].

Vejetaryen beslenme tip 1 diyabet riskini değiştirir mi?

Bilmiyoruz. Vejetaryen beslenmenin tip 1 diyabeti önleyip önlemediğini doğrudan inceleyen çalışma yok. Var olan çalışmalar veganlarda daha düşük bir diyabet riski gösteriyor; ancak bu etki başlıca tip 2 diyabetle ilgilidir, tip 1'le değil [16].

Kuramsal olarak iyi planlanmış bir vejetaryen beslenme; iltihabı azaltarak, bağırsak mikrobiyomunu iyileştirerek ve işlenmiş etten kaçınarak yardımcı olabilir. Vejetaryen beslenme, diyabetli kişiler için kabul edilen bir beslenme modelidir; ancak önleme için özel olarak önerilmez. Seçilirse, beslenmenin çeşitli ve dengeli olması, B12 vitamini, demir ve protein alımına dikkat edilmesi gerekir [16].

Akdeniz tipi beslenme tip 1 diyabet riskini ya da ilerlemesini değiştirir mi?

Akdeniz tipi beslenmenin tip 1 diyabetin ortaya çıkışını önlediğine ilişkin kanıt yok; ama hastalığı zaten olan çocuklarda ve ergenlerde glisemik denetimi iyileştirdiğine ilişkin açık kanıtlar var. Bu beslenme modeline daha iyi uyum, daha düşük bir glike hemoglobin (HbA1c) ve kan şekerinin hedef aralığında daha uzun süre kalmasıyla birlikte görülür [17].

Akdeniz tipi beslenmenin ilkeleri şunlara dayanır:

  • daha çok sebze ve meyve;
  • tam tahıllar;
  • balık (özellikle yağlı olanlar);
  • sızma zeytinyağı;
  • kuruyemişler ve tohumlar;
  • ölçülü miktarda süt ürünü;
  • az kırmızı et.

Akdeniz tipi beslenme, özellikle kalp-damar riskini azaltmak için diyabetli kişilere önerilir [17].

Çinko ve C vitamini beta hücrelerine yönelik otoimmünite riskini etkiler mi?

Çinkonun pankreasın beta hücrelerinde merkezi bir rolü vardır ve tip 1 diyabetteki başlıca otoantikorlardan biri tam da bu hücrelerdeki çinko taşıyıcısına (ZnT8) saldırır. Yine de çinko desteğinin tip 1 diyabeti önlediğini gösteren çalışma yok [18].

Doğal kaynaklardan alınan C vitamininin olumlu bir etkisi olabilir. Beslenmeyle daha fazla C vitamini alan çocuklarda otoimmünite ve tip 1 diyabet riski belirgin biçimde daha düşüktür. Pratik çözüm destekler değil, C vitamini açısından zengin meyve ve sebzelerin düzenli tüketimidir; örneğin:

  • dolmalık biber;
  • turunçgiller;
  • kivi;
  • çilek;
  • lahana;
  • taze maydanoz [18].

E vitamini ve diğer antioksidanlar tip 1 diyabetten korur mu?

Olanaklı, ama desteklerle değil. Gözlemsel çalışmalar, beslenmeden elde edilen daha yüksek bir kan E vitamini düzeyinin, azalmış bir tip 1 diyabet riskiyle birlikte olduğunu gösteriyor. Etki ölçülü, ama var [19].

Yine de antioksidan vitamin desteği (E, C, beta-karoten) önerilmez. Nedenleri, etkililiğe ilişkin açık kanıtların bulunmaması ve özellikle beta-karoten için uzun dönemde olası güvenlik sorunlarıdır. En iyi antioksidan kaynağı, meyve, sebze, kuruyemiş ve tohumlar açısından zengin, çeşitli bir beslenme olmayı sürdürür [19].

Sonuçlar

  • Annenin gebelikteki beslenmesi çocuğun tip 1 diyabet riskini belirgin biçimde etkilemez; D vitamini destekleri de riski değiştirmez [1].
  • 4 kg üzerindeki doğum ağırlığı riski yaklaşık %10 artırır; çocuklukta hızlı kilo alımı ise riski iki katına çıkarabilir ("hızlandırıcı varsayımı") [2] [7].
  • Tahılların başlanması için en uygun aralık 4 ile 6 ay arasıdır, en iyisi emzirme sürerken [3].
  • Şeker ve yüksek glisemik indeksli besinler otoimmüniteyi başlatmaz, ancak klinik diyabet evresine ilerlemeyi hızlandırır [5] [9].
  • Omega-3 yağ asitleri, C vitamini, E vitamini ve besinlerden (desteklerden değil) gelen antioksidanların ölçülü bir koruyucu etkisi olabilir [11] [18] [19].
  • Akdeniz tipi beslenme hastalığın ortaya çıkışını önlemez, ama tanı konmuş kişilerde glisemik denetimi iyileştirir [17].

Şunlar da ilginizi çekebilir

Tip 1 diyabetin epidemiyolojisi hakkında diğer sayfalar.

Burada kullanılan sözlük terimleri

Kaynaklar

  1. American Diabetes Association Professional Practice Committee. 2. Diagnosis and Classification of Diabetes: Standards of Care in Diabetes-2026. Diabetes Care. 2026;49(Suppl 1):S27-S49. PubMed
  2. Cardwell CR, Stene LC, Joner G, Davis EA, Cinek O, Rosenbauer J, et al. Birthweight and the risk of childhood-onset type 1 diabetes: a meta-analysis of observational studies using individual patient data. Diabetologia. 2010;53(4):641-651. PubMed
  3. Norris JM, Barriga K, Klingensmith G, Hoffman M, Eisenbarth GS, Erlich HA, et al. Timing of initial cereal exposure in infancy and risk of islet autoimmunity. JAMA. 2003;290(13):1713-1720. PubMed
  4. Virtanen SM, Takkinen HM, Nevalainen J, Kronberg-Kippilä C, Salmenhaara M, Uusitalo L, et al. Early introduction of root vegetables in infancy associated with advanced β-cell autoimmunity in young children with human leukocyte antigen-conferred susceptibility to Type 1 diabetes. Diabet Med. 2011;28(8):965-971. PubMed
  5. Lamb MM, Frederiksen B, Seifert JA, Kroehl M, Rewers M, Norris JM. Sugar intake is associated with progression from islet autoimmunity to type 1 diabetes: the Diabetes Autoimmunity Study in the Young. Diabetologia. 2015;58(9):2027-2034. PubMed
  6. Writing Group for the TRIGR Study Group; Knip M, Åkerblom HK, Al Taji E, Becker D, Bruining J, et al. Effect of Hydrolyzed Infant Formula vs Conventional Formula on Risk of Type 1 Diabetes: The TRIGR Randomized Clinical Trial. JAMA. 2018;319(1):38-48. PubMed
  7. Wilkin TJ. The accelerator hypothesis: weight gain as the missing link between Type I and Type II diabetes. Diabetologia. 2001;44(7):914-922. PubMed
  8. Lamb MM, Yin X, Zerbe GO, Klingensmith GJ, Dabelea D, Fingerlin TE, et al. Height growth velocity, islet autoimmunity and type 1 diabetes development: the Diabetes Autoimmunity Study in the Young. Diabetologia. 2009;52(10):2064-2071. PubMed
  9. Lamb MM, Yin X, Barriga K, Hoffman MR, Barón AE, Eisenbarth GS, et al. Dietary glycemic index, development of islet autoimmunity, and subsequent progression to type 1 diabetes in young children. J Clin Endocrinol Metab. 2008;93(10):3936-3942. PubMed
  10. Hummel S, Pflüger M, Hummel M, Bonifacio E, Ziegler AG. Primary dietary intervention study to reduce the risk of islet autoimmunity in children at increased risk for type 1 diabetes: the BABYDIET study. Diabetes Care. 2011;34(6):1301-1305. PubMed
  11. Norris JM, Yin X, Lamb MM, Barriga K, Seifert J, Hoffman M, et al. Omega-3 polyunsaturated fatty acid intake and islet autoimmunity in children at increased risk for type 1 diabetes. JAMA. 2007;298(12):1420-1428. PubMed
  12. Arhire AI, Papuc T, Ioacara S, Gradisteanu Pircalabioru G, Barbu CG. Unveiling the gut connection: Exploring the link between microbiota and type 1 diabetes onset in pediatric patients. Biomed Rep. 2026;24(1):1. PubMed
  13. Niinistö S, Takkinen HM, Erlund I, Ahonen S, Toppari J, Ilonen J, et al. Fatty acid status in infancy is associated with the risk of type 1 diabetes-associated autoimmunity. Diabetologia. 2017;60(7):1223-1233. PubMed
  14. Parslow RC, McKinney PA, Law GR, Staines A, Williams R, Bodansky HJ. Incidence of childhood diabetes mellitus in Yorkshire, northern England, is associated with nitrate in drinking water: an ecological analysis. Diabetologia. 1997;40(5):550-556. PubMed
  15. Chassaing B, Koren O, Goodrich JK, Poole AC, Srinivasan S, Ley RE, et al. Dietary emulsifiers impact the mouse gut microbiota promoting colitis and metabolic syndrome. Nature. 2015;519(7541):92-96. PubMed
  16. Tonstad S, Butler T, Yan R, Fraser GE. Type of vegetarian diet, body weight, and prevalence of type 2 diabetes. Diabetes Care. 2009;32(5):791-796. PubMed
  17. Antoniotti V, Spadaccini D, Ricotti R, Carrera D, Savastio S, Goncalves Correia FP, et al. Adherence to the Mediterranean Diet Is Associated with Better Metabolic Features in Youths with Type 1 Diabetes. Nutrients. 2022;14(3):596. PubMed
  18. Mattila M, Erlund I, Lee HS, Niinistö S, Uusitalo U, Andrén Aronsson C, et al. Plasma ascorbic acid and the risk of islet autoimmunity and type 1 diabetes: the TEDDY study. Diabetologia. 2020;63(2):278-286. PubMed
  19. Uusitalo L, Nevalainen J, Niinistö S, Alfthan G, Sundvall J, Korhonen T, et al. Serum alpha- and gamma-tocopherol concentrations and risk of advanced beta cell autoimmunity in children with HLA-conferred susceptibility to type 1 diabetes mellitus. Diabetologia. 2008;51(5):773-780. PubMed